Eşin Vefatında Edinilmiş Malların Veraset İntikal Vergisi Karşısındaki Durumu
Bir eşin ölümünde, müteveffanın adına görünen her şey doğrudan terekeye girmez. Önce eşler arasındaki mal rejimi tasfiye edilir; sağ kalan eşin bu tasfiyeden doğan hakkı ayrıldıktan sonra kalan kısım mirasa konu olur. İstanbul Defterdarlığının 10.04.2026 tarihli özelgesi, bu sıralamayı veraset ve intikal vergisi beyannamesi açısından teyit ediyor ve anonim şirket hisselerinin nasıl değerleneceğini ayrıca netleştiriyor.
- Özelge no E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812
- Tarih 10.04.2026
- Veren İstanbul Defterdarlığı, Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü
- Kanun 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
- Konu Edinilmiş mallara katılma rejimi
Özelgenin söylediği dört şey
- Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önce gelir. Sağ kalan eşin mal rejiminden doğan hakkı, mirasçılık sıfatından ayrı bir haktır; bu hak ayrıldıktan sonra kalan malvarlığı mirasa konu olur.
- 1/1/2002 öncesinde edinilen kısım tamamıyla terekeye dahildir. Yasal mal rejimi bu tarihten itibaren geçerli olduğundan, daha önce edinilmiş hisseler mal rejimi tasfiyesine girmez.
- 2002 sonrasında edinilen kısımdan yalnızca murise ait olduğu belirlenen bölüm terekeye dahildir. Hangi bölümün murise kaldığı, mal rejimi tasfiyesi sonucunda belirlenir.
- Anonim şirket hissesi “ticari sermaye” değil “esham” olarak değerlenir. Yani öz sermaye üzerinden değil, borsada kayıtlıysa son muamele değeriyle, değilse itibari değerle beyan edilir.
Sıralama neden önemli?
Özelgenin ifadesiyle: “Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir.”
Özelgeye konu durum
Vefat eden eş, bir anonim şirketin yüzde 29,70 hissesine sahip. Hisseler iki ayrı dönemde edinilmiş ve eşler arasında mal rejimi sözleşmesi yapılmamış; yani 1/1/2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli. Sağ kalan eş, 2002 sonrasında edinilen kısmın edinilmiş mal sayılarak kendi hakkı olarak ayrılmasını ve terekeye dahil edilmeden, Avukatlık Kanununun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen tutanakla ayrıştırılmasını sormuş.
Üç başlıkta cevap
1 · İntikal eden servet unsuru hisse senedidir, ticari sermaye değil
“Buna göre, bir anonim şirket hissesinin veraset ya da bağış yoluyla intikal etmesi halinde, intikal eden servet unsuru ticari sermaye değil, hisse senedidir. Dolayısıyla ilk tarhiyatta hisse senedine ilişkin vergi matrahının tespitinin ticari sermayenin değerlemesine ilişkin olan hükümlere göre değil, hisse senedi intikaline ilişkin hükümlere göre yapılması gerekmektedir.”
Özelge, E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812
2 · Mal rejimi tasfiyesi mirastan önce gelir
“Bir eşin ölümü halinde, terekede edinilmiş mallar varsa ya da sağ kalan eşin edinilmiş malları varsa, iki tür tasfiye söz konusu olur. Birincisi, aile hukuku kaynaklı mal rejimi tasfiyesi, ikincisi de, miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesidir. Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir. Mirasın paylaşılması, mal rejimi tasfiyesinin sonucuna bağlı olacağından, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağının belirlenmesi, mirasın tasfiyesi için bekletici mesele oluşturmaktadır.”
“Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları mirasçılık sıfatından ayrıdır.”
Özelge, E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812
3 · Avukatlık Kanunu 35/A tutanağı kabul ediliyor
“Bu bağlamda, eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejiminin sona ermesi halinde terekenin belirlenmesine yönelik olarak mal rejimi tasfiyesi ve bu tasfiyede taraflar arasında 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen bir uzlaşma tutanağının mevcut olması durumunda, bu tutanağa istinaden mal rejimi tasfiyesinin yapılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.”
Özelge, E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812
Avukatlık Kanununun ilgili hükmü, böyle bir tutanağa icra takibine esas olacak güç veriyor:
“Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.”
1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35/A
Hisse beyannamede hangi değerle gösterilir?
Özelgenin pratikte en çok işe yarayacak kısmı budur. Aile şirketlerinde murisin payı çoğu zaman şirketin öz sermayesiyle özdeşleştirilir; özelge bunun ilk tarhiyat bakımından doğru olmadığını söylüyor.
Ticari sermaye — VİVK 10/a
“Ticari sermaye; bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermaye, ticari sermayedir.”
Bu ölçü, şahıs işletmesi gibi doğrudan ticari işletmenin intikal ettiği hâller içindir.
Esham — VİVK 10/d
“Esham; borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeri ile değerlenir. Borsada kayıtlı değil ise veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerlenir.”
Anonim şirket hissesinde intikal eden şey hisse senedidir; bu nedenle bu bent uygulanır.
| Hissenin durumu | İlk tarhiyatta beyan değeri |
|---|---|
| Borsada kayıtlı ve son üç yıl içinde işlem görmüş | Ölüm tarihinden önceki üç yıl içindeki en son muamele değeri |
| Borsada kayıtlı değil | İtibari değer (nominal değer) |
| Borsada kayıtlı, ancak üç yıl içinde işlem görmemiş | İtibari değer (nominal değer) |
Değerleme günü de kanunda ayrıca belirlenmiştir:
“Bu vergiye mevzu olacak malların değerleme günü miras yoliyle vukubulan intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde malların hukukan iktisabedildiği, gündür.”
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu madde 11
2002 çizgisi ve katılma alacağı
Edinilmiş mallara katılma rejimi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe girdi ve eşler aksini kararlaştırmadıkça kendiliğinden uygulanıyor:
“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 202
2002 öncesinde evlenmiş çiftler için geçiş kuralı, özelgedeki ayrımın dayanağıdır:
“Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.”
4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun madde 10
Yani rejim geriye yürümez: 1/1/2002 öncesinde edinilen hisseler bu rejimin kapsamına girmez ve tasfiyeye tabi tutulmaz. Özelgede yüzde 12,02’lik kısmın tamamının terekeye dahil edilmesinin sebebi budur.
| Kavram | Tanım | Dayanak |
|---|---|---|
| Edinilmiş mal | “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.” | TMK 219 |
| Rejimin sona ermesi | “Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.” | TMK 225 |
| Katılma alacağı | “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.” | TMK 236 |
| Ödeme biçimi | “Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır…” | TMK 239 |
Dikkat: “edinilmiş mal” ile “katılma alacağı” aynı şey değildir. Özelge, 2002 sonrasında edinilen yüzde 17,68’in tamamının sağ kalan eşe ait olduğunu söylemiyor; yalnızca tasfiye sonucunda murise ait olduğu belirlenecek kısmın terekeye dahil edileceğini söylüyor. Katılma alacağı, kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde doğan bir alacak hakkıdır; hangi malvarlığı unsurundan ve hangi oranda karşılanacağı tasfiyeyle belirlenir.
Alacak hakkı, ayın olarak da ödenebilir. TMK 239 katılma alacağının ayın olarak ödenmesine izin verdiği için, tarafların 35/A tutanağıyla belirli oranda hisseyi sağ kalan eşe özgülemesi mümkündür. Özelge de bu yolu kabul ediyor.
Beyannameye ne girer?
| Hisse kısmı | Mal rejimi tasfiyesi | Veraset ve intikal vergisi beyannamesi |
|---|---|---|
| %12,02 — 2002 yılı öncesinde edinilen | Kapsam dışı; tasfiyeye girmez | Tamamı terekeye dahil |
| %17,68 — 2002 yılından sonra edinilen | Edinilmiş mal; tasfiyeye tabi | Tasfiye sonrasında murise ait olduğu belirlenen kısım terekeye dahil |
Terekeye dahil edilen hisselerin tamamı, ilk tarhiyatta dikkate alınmak üzere Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre değerlenir: borsada kayıtlıysa ölüm tarihinden önceki üç yıl içindeki en son muamele değeriyle, değilse veya üç yıl içinde işlem görmemişse itibari değerle.
Özelgenin tamamı
Aşağıdaki metin, kişisel bilgileri idare tarafından çıkarılmış hâliyle özelgenin tamamıdır.
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI — İstanbul Defterdarlığı, Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü
Sayı: E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812 — Tarih: 10.04.2026 — Konu: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden;
– Eşiniz …’nın … tarihinde vefat ettiği,
– Eşinizin … A.Ş.’nin yüzde 29,70 hissesine sahip olduğu, bu hisselerinin yüzde 12,02’lik kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68’lik kısmının ise 2002 yılından sonra (2014 yılında) evlilik birliği içerisinde bedel karşılığında satın alınarak edinildiği,
– Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemiş olup, 01.01.2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu
hususları belirtilerek, vefat eden eşinizin 2002 yılından sonra edindiği yüzde 17,68’lik şirket hissesinin edinilmiş mal niteliğinde olduğu kabul edilerek, bu kısmın edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında sağ kalan eşe ait hak olarak değerlendirilmesi ve veraset ve intikal vergisi beyannamesinde terekeye dahil edilmeden 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen avukatlık tutanağı ile ayrıştırılmasının mümkün olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun;
– 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu,
– 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu kanunda kullanılan “Mal” tabirinin, mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün hakları ve alacakları ifade ettiği,
– 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, veraset ve intikal vergisi matrahının, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleri (12 nci maddede yazılı borç ve masrafların tenzili lazım geldiği takdirde matrahın söz konusu değerlerden bu tenziller yapıldıktan sonra kalan miktar) olduğu; ikinci fıkrasında, mükelleflerin ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere veraset ve intikal vergisinin konusuna giren malları, bu maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak, bu maddede belirtilmeyenler bakımından ise Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili üçüncü bölümündeki esaslar dâhilinde değerleyerek beyan edecekleri; ikinci fıkrasının (a) bendinde, bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermayenin ticari sermaye olduğu, mükelleflerin isterlerse öz sermayenin hesabında ölüm günü itibarıyla çıkaracakları bilançoyu da esas alabilecekleri; aynı fıkranın (d) bendinde eshamın, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeri ile borsada kayıtlı değil ise veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerleneceği,
– 11 inci maddesinde, bu vergiye mevzu olacak malların değerleme gününün, miras yoluyla meydana gelen intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde malların hukuken iktisap edildiği gün olduğu
hüküm altına alınmış, Türk Medeni Kanununun 575 inci maddesinde ise mirasın ölüm ile açılacağı belirtilmiştir.
Ayrıca Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde, mükellefler tarafından maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen değerler üzerinden vergi dairesinin ilk tarhiyatı yapacağı ve daha sonra da tarh edilen vergilerin, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerine göre ikmal edileceği belirtilmiştir.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, veraset ve intikal vergisinde iki aşamalı bir tarhiyat sistemi mevcut olup, ilk tarhiyatta mükelleflerin verginin konusuna giren malların değerini Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde yer alan değerleme ölçülerine göre beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak Kanunda değerleme ölçüsü belirtilmemişse, Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme bölümünde yer alan ölçüler dikkate alınmaktadır.
Buna göre, bir anonim şirket hissesinin veraset ya da bağış yoluyla intikal etmesi halinde, intikal eden servet unsuru ticari sermaye değil, hisse senedidir. Dolayısıyla ilk tarhiyatta hisse senedine ilişkin vergi matrahının tespitinin ticari sermayenin değerlemesine ilişkin olan hükümlere göre değil, hisse senedi intikaline ilişkin hükümlere göre yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşler arasında yasal rejim olarak “edinilmiş mallara katılma” rejimini, akdi mal rejimleri olarak da mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimini kabul etmiştir.
Bu kapsamda, 4721 sayılı Kanunun 202 nci maddesinde, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasının asıl olduğu, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle Kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebileceği hüküm altına alınmış olup, evlenmeden önce veya sonra, malvarlığının paylaşımı konusunda yazılı seçimlik mal rejimlerinden birini sözleşme yaparak seçmemiş olan eşlerin kanunen tabi oldukları sistem “yasal mal rejimi”dir. Diğer bir ifade ile eşler arasında 1/1/2002 tarihi itibarıyla yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerli olup, bu tarihten önce evlenmiş olsalar dahi, eşler bir sözleşme ile başka bir paylaşım oranı belirlememiş iseler, kanun gereği bu rejime tabi olmuşlardır.
Bir eşin ölümü halinde, terekede edinilmiş mallar varsa ya da sağ kalan eşin edinilmiş malları varsa, iki tür tasfiye söz konusu olur. Birincisi, aile hukuku kaynaklı mal rejimi tasfiyesi, ikincisi de, miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesidir. Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir. Mirasın paylaşılması, mal rejimi tasfiyesinin sonucuna bağlı olacağından, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağının belirlenmesi, mirasın tasfiyesi için bekletici mesele oluşturmaktadır.
Sağ kalan eş ile ölen eşi arasındaki mal rejiminin tasfiyesi öncelikli bir hukuki işlem olduğundan, sağ kalan eş ölen eşi ile aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan haklarını (varsa) aldıktan sonra ölen eş adına kalan malvarlığı mirasa konu olmaktadır. Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları mirasçılık sıfatından ayrıdır. Yasal mal rejiminin tasfiyesinde, kural olarak ölen eşin sadece “edinilmiş malları” tasfiyeye dahildir. Edinilmiş mal, 1/1/2002 tarihinden sonra eşlerin evlendikleri andan itibaren kimin mülkiyetine olursa olsun evlilik süreci boyunca edindikleri tüm varlığını oluşturur.
Bunun yanı sıra, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.” hükmü yer almaktadır.
Bu bağlamda, eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejiminin sona ermesi halinde terekenin belirlenmesine yönelik olarak mal rejimi tasfiyesi ve bu tasfiyede taraflar arasında 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen bir uzlaşma tutanağının mevcut olması durumunda, bu tutanağa istinaden mal rejimi tasfiyesinin yapılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;
– … tarihinde vefat eden eşiniz …’nın hissedarı olduğu … A.Ş.’ye ait hisse senetlerinin, ilk tarhiyatta dikkate alınmak üzere Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre, yani borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerlenip beyan edilmesi gerektiği,
– Söz konusu hisselerin yüzde 12,02’lik kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68’lik kısmının ise 2002 yılından sonra edinildiği
hususları dikkate alındığında, söz konusu şirket hisselerinin 2002 yılı öncesinde edinilen yüzde 12,02’lik kısmının ve 2002 yılı sonrasında edinilen yüzde 17,68’lik kısmından ise edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince yapılacak mal tasfiyesi sonrasında murise ait olduğu belirlenecek kısmının terekeye dahil edilerek, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle beyan edilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Güncel düzenlemeleri izlemek için: Duyurular · Güncel Mevzuat
Hizmetlerimiz hakkında: Tam Tasdik · İletişim
Kaynaklar: İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğünün 10.04.2026 tarihli ve E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812 sayılı özelgesi; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu madde 1, 2, 10, 11 ve 12; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 202, 219, 220, 225, 236, 239 ve 575; 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun madde 10; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35/A; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 413. Kanun metinleri mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel hâlleriyle karşılaştırılmıştır.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır, belirli bir olaya ilişkin danışmanlık yerine geçmez ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mal rejimi tasfiyesi aile hukuku alanına girdiğinden, sürecin bir avukatla birlikte yürütülmesi; vergisel sonuçların ise beyanname verilmeden önce meslek mensubunuzla değerlendirilmesi gerekir.