Yapı denetim firmalarına yapılan ödemelerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hk.

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞITEKİRDAĞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞIVergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü 
  
Sayı:75497510-125[6-2012-250]]-2103/04/2014
Konu:Yapı denetim firmalarına yapılan ödemelerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kat karşılığı inşaat işi ile iştigal eden şirketinizin yaptığı inşaatlarla ilgili olarak aldığı yapı denetim hizmetine ilişkin faturaların tevkifatlı olarak şirketiniz adına düzenlendiği belirtilerek, söz konusu faturalardaki KDV nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve bu kapsamda KDV iadesine konu edilip edilemeyeceği ile maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı sorulmaktadır.

            Vergi Usul Kanunu Açısından:

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatura; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

            Anılan Kanunun 230 uncu maddesinde ise faturada bulunması gereken asgari bilgiler sıralanmış olup bu bilgiler; faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası, faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarasıdır.

            Bu itibarla, yapı denetim hizmetine ilişkin faturanın yapı sahibi adına düzenlenmesi gerekmektedir.

            Kurumlar Vergisi Kanunu Açısından:

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi Kurum Kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup, bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.

            Diğer taraftan, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, yapı denetim hizmetinin yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği ve yapı sahibinin yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil olarak tayin edemeyeceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ise yapı denetim hizmet sözleşmelerinin yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedileceği hükme bağlanmıştır.

            Bu hüküm ve açıklamalara göre, yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında bir hizmet akdi bulunmasından ve hizmetin yapı sahibine verilmesinden dolayı, faturanın da yapı denetim şirketince hizmet verilen yapı sahibi adına düzenlenmesi gerekmektedir.

            Dolayısıyla, şirketinizce ödenen yapı denetimi hizmet bedellerinin şirketiniz tarafından gider veya maliyet olarak dikkate alınması mümkün değildir.

            Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından:

            KDV Kanununun;

            29/1-a maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri,

            30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin indirim konusu yapılamayacağı

            hükme bağlanmıştır.

            Buna göre, yapı denetim hizmet faturalarının şirketiniz adına düzenlenmesi durumunda bu faturalarda gösterilen KDV nin Kanunun 29 uncu maddesi hükmü çerçevesinde tarafınızdan indirim konusu yapılması mümkün bulunmakla birlikte arsa sahibi adına düzenlenen yapı denetim hizmeti faturalarında gösterilen KDV’nin (söz konusu hizmete ait bedel tarafınızdan ödenmiş olsa dahi) indirim konusu yapılması ve dolayısıyla iadeye konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


T.C.

DANIŞTAY

3. DAİRE

E. 2018/1335

K. 2021/5470

T. 23.11.2021

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: İkamet amaçlı binaların inşaatı faaliyeti ile iştigal eden davacı tarafından, dairelerle birlikte alıcılara teslim ettiği ankastre beyaz eşya üzerinden %18 katma değer hesaplamadığı, teslim edilen dairelerden 150 m² nin altında olanların bir kısmının birleştirilerek tesliminin yapılması sebebiyle birleştirilmiş haliyle net alanı 150 m² yi geçen dairelerin %18 oranında katma değer vergisine tabi olması gerektiği, proje etüd giderleri, belediye harç giderleri ve tapu harç giderlerinin maliyeti olarak kabul edilemeyeceğinden bunlara ait katma değer vergisinin de indirilemeyeceği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak Aralık 2014 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisinin azaltılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi beyannamesi üzerine devreden katma değer vergisinin azaltılması sonucuna doğuran tahakkuk işleminin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Alıcılara teslim edilen ankastre setlerin konuttan sökülüp taşınmasının ve ayrıca satışa konu edilmesinin mümkün olması sebebiyle dairelerin tamamlayıcı parçası olarak kabul edilemeyeceği dikkate alındığında, bunların %18 oranında katma değer vergisine tabi olduğu, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 2. maddesine göre proje etüd giderlerinin yapı sahibince karşılanması gerektiği, belediye harç giderleri ve tapu harç giderlerinin ise niteliği gereği davacının ticari faaliyetine ilişkin zorunlu gider olmadığı dikkate alındığında 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre davacının kazancının tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması mümkün olmayacağından devreden katma değer vergisinin sözü edilen hususlar nedeniyle düzeltilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, katma değer vergisi oranlarını belirleyen 2007/13033 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinde net alanı 150 m²ye kadar konut teslimlerinin %1 oranında katma değer vergisine tabi tutulduğu, dolayısıyla konut teslimlerinde %1 katma değer vergisi oranının uygulanabilmesi için konutun alıcısına teslimi anında 150 m² nin altında olması gerektiği anlaşıldığından vergi inceleme raporunda sözü edilen konutların alıcılarına teslim anında birleştirilmiş olup olmadığının tespiti amacıyla Mahkemelerince verilen ara kararıyla söz konusu dairelerin alıcılarına birleştirilmiş olarak teslim edildiğine ilişkin bilgi ve belgelerin davalı idareden istenmesi üzerine davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesinden, dava konusu dairelerin N. Belediyesi’nce onaylı imar projelerine uygun şekilde alıcıları tarafından ayrı ayrı teslim alındığı, teslim alındığı zaman yüz ölçümlerinin 150 m² nin altında olduğu görüldüğünden devreden katma değer vergisinin buna göre düzeltilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin; birleştirilmiş haliyle net alanı 150 m2 yi geçen dairelerin tesliminde uygulanan katma değer vergisine ilişkin kısmı iptal edilmiş, diğer kısımlara yönelik dava ise reddedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Esasına etkili iddia ve itirazların karşılanmadığı, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dairelerin projelerine uygun şekilde alıcılarına teslim edildiği, etüd ve proje giderlerinin faaliyetin gereği olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. Temyiz isteminin reddine,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,

3. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.


T.C.

DANIŞTAY

3. DAİRE

E. 2015/1048

K. 2018/7627

T. 14.12.2018

• ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Davacı Adına Yeminli Mali Müşavirlik Hizmeti Sunduğu Şirketten Tahsil Edilemeyen Muhtelif Vergi Alacağının Tahsili Amacıyla Müşterek ve Müteselsil Sorumlu Sıfatıyla Tesis Edilen İşlemden Kaynaklanan – Tam Tasdik İşlemlerini Yaptığı Mükellefle İlgili Mesleki Özen ve Sorumluluğu Göstermediği Açık Olan Davacının Hizmet Sunduğu Şirket Tarafından Ziyaa Uğratılan Vergi ve Kesilen Cezalar Nedeniyle Takip Edilmesinde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı )

• ŞİRKETTEN TAHSİL EDİLEMEYEN VERGİ BORCUNUN MALİ MÜŞAVİRDEN TAHSİLİ ( Davacının Kurumlar Vergisi Tam Tasdik Raporunu Düzenlediği Mükellef Kurum Tarafından Arsa Sahipleri ile Arasında Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Akdedildiği – Sözleşme Kapsamında Yapımını Üstlendiği Projenin Yapı Denetimi Faaliyetine Yönelik Olarak Yapı Denetimi Şirketi Tarafından Arsa Sahipleri Adına Düzenlenen Faturalarda Yer Alan Yapı Denetimi Hizmet Bedellerini Kurum Kazancının Tespitinde Gider veya Maliyet Olarak Dikkate Alınmaması Gerektiği )

• YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRİN MESLEKİ ÖZEN VE SORUMLULUK GÖSTERMEMESİ ( Mükellef Kurumun Nakit İşlemleri Dikkate Alındığında Kasanın Nakit İhtiyacının Çok Üzerinde Parayı Nakit Olarak Kasasında Atıl Vaziyette Tutmasının Normal ve Mutat Olmayan Bir Durumun Varlığını Gösterdiği – Adat Faizi Hesaplanması ve Kaydedilmesi Gerektiği Halde Sorumluluğu Gereği Bu Durumları Bilmesi Gereken ve Tam Tasdik İşlemlerini Yaptığı Mükellefle İlgili Özen Göstermediği Açık Olan Davacının Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu Bulunduğu )

• HİZMET SUNDUĞU ŞİRKETİN VERGİ BORCUNDAN MALİ MÜŞAVİRİN MÜŞTEREK VE MÜTESELSİL SORUMLU OLMASI ( Arsa Sahibi ile İmzalanan Sözleşme Gereği İnşaat İşine İlişkin Olarak Arsa Sahibi Adına Karşılanan Yapı Denetim Ücretleri Dolayısıyla Arsa Sahibi Adına Düzenlenen Belgelerin Gider Belgesi Olarak Kullanılması ve Bu Harcamaların Kurum Kazancının Tespitinde Gider veya Maliyet Olarak Dikkate Alınmasının Mümkün Olmadığının Belirtildiği )

193/m.40

213/m.227,Mük.227,229,230

3568/m.12

4708/m.2,5

5520/m.6

Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik/m.7,8,20

ÖZET : Dava, davacı adına, yeminli mali müşavirlik hizmeti sunduğu şirketten tahsil edilemeyen muhtelif vergi alacağının tahsili amacıyla müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Davacının kurumlar vergisi tam tasdik raporunu düzenlediği mükellef kurum tarafından, arsa sahipleri ile arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapımını üstlendiği projenin yapı denetimi faaliyetine yönelik olarak yapı denetimi şirketi tarafından arsa sahipleri adına düzenlenen faturalarda yer alan yapı denetimi hizmet bedellerini kurum kazancının tespitinde gider veya maliyet olarak dikkate alınmaması, diğer taraftan mükellef kurumun nakit işlemleri dikkate alındığında kasanın nakit ihtiyacının çok üzerinde parayı nakit olarak kasasında atıl vaziyette tutmasının normal ve mutat olmayan bir durumun varlığını gösterdiğinden adat faizi hesaplanması ve kaydedilmesi gerektiği halde sorumluluğu gereği bu durumları bilmesi gereken ve tam tasdik işlemlerini yaptığı mükellefle ilgili olarak mesleki özen ve sorumluluğu göstermediği açık olan davacının, yeminli mali müşavirlik hizmeti sunduğu şirket tarafından belirtilen nedenlerden ziyaa uğratılan vergi ve kesilen cezalar nedeniyle müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri ile takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından işlemin iptaline dair kararın bozulması gerekmiştir.

İstemin Özeti : Davacı adına, yeminli mali müşavirlik hizmeti sunduğu, U. İhracat İthalat İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nden tahsil edilemeyen muhtelif vergi alacağının tahsili amacıyla müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen 10.3.2014 tarih ve 1 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Gaziantep 1. Vergi Mahkemesi’nin 30.10.2014 gün ve E:2014/462, K:2014/1391 Sayılı kararıyla; yeminli mali müşavirlerin, üçüncü kişilerden defter ve belge istemek suretiyle karşıt inceleme yapma yetkilerinin bulunmadığı, yetkilerinin, kayıt düzeni ve matrah tespitinde dikkate alınması gerekli işlemlerin, muhasebe usul ve esasları ile kanunlarda belirtilen düzenlemelere uygunluğu konusunda biçimsel inceleme yapmaktan ibaret olduğu, bu bakımdan, yeminli mali müşavirlerin sahip olmadıkları yetkinin kullanılmamasından dolayı sorumlu tutulmalarının hukuken olanaklı bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir. Davalı İdare tarafından; yeminli mali müşavir olan davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla, yapı denetimi şirketi tarafından arsa sahipleri adına düzenlenen faturalarda yer alan yapı denetimi hizmet bedellerini mamul maliyetine ekleyerek dönem sonu kurum kazancından indirim konusu yaptığı, nakit ihtiyacının çok üzerinde parayı kasasında atıl vaziyette tutuyormuş gibi gösterdiği ve gayrimenkul satışlarından kaynaklanan nakit tahsilatların bir bölümünü kanuni defterlerine usulüne uygun yansıtmadığı, ayrıca gayrimenkul satışı için düşük bedelli fatura düzenlediği tespit edilerek saptanan matrah farkı üzerinden tarh olunan ve tarhiyat öncesi uzlaşmaya varılarak tahakkuk eden ancak ödenmeyen vergi ve cezaların müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Düşüncesi :Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227. maddesinde; Maliye Bakanlığının; vergi beyannamelerinin 3568 Sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş, aynı maddede, beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 12. maddesinin 1. fıkrasında yeminli mali müşavirlerin, gerçek ve tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin mali tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelediğini tasdik edecekleri; 2. fıkrasında tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esasların; gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciiler esas alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği; 4. fıkrasında ise yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumlu oldukları, yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkca belirtecekleri hüküm altına alınmıştır.

3568 Sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin son fıkrasında tasdik işlemi yapılırken aranacak asgari bilgi, şekil şartları ile tasdike ilişkin diğer usul ve esasların Bakanlıkça çıkartılacak tebliğlerle belirleneceği, yukarıda belirtilen konuların ve belgelerin tasdikine ilişkin olarak Bakanlıkça tebliğ çıkartılmadıkça, yeminli mali müşavirlerin bu konu ve belgelerle ilgili olarak tasdik işlemi yapamayacakları; 8. maddesinde yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak karşıt incelemeler yapabilecekleri; 20. maddesinin 2. fıkrasında ise inceledikleri ve sonucunda tasdik raporu düzenledikleri konu ve belgelerin gerçeği yansıtmaması ve doğru olmaması halinde, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan Vergi Usul Kanunu ve 3568 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde Borçlar Kanununun “Tam Teselsül” hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6. maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrasının ( 6 ) numaralı bendinde işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi resim ve harçların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

Yine aynı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup, bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.

Öte yandan, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında, yapı denetim hizmetinin yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği ve yapı sahibinin yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil olarak tayin edemeyeceği, aynı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasında ise yapı denetim hizmet sözleşmelerinin yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedileceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 227. maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu; 229. maddesinde, faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu; 230. maddesinin birinci fıkrasının ( 3 ) numaralı bendinde de faturaya müşterinin adı, ticaret ünvanı, adresi varsa vergi dairesi ve hesap numarasının yazılmasının mecburi olduğu hükme bağlanmıştır.

Anılan maddelerdeki müşteri tanımından, malı satın alan veya kendisine iş yapılan gerçek kişi veya tüzel kişi anlaşılmalıdır. Faturanın düzenlenmesinde fatura bedelinin kimin tarafından ödendiği hususu önemli olmayıp, fatura malı satın alan veya kendisine iş yapılan gerçek kişi veya tüzel kişi adına düzenlenmelidir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre arsa sahibi ile imzalanan sözleşme gereği inşaat işine ilişkin olarak arsa sahibi adına karşılanan yapı denetim ücretleri dolayısıyla arsa sahibi adına düzenlenen belgelerin gider belgesi olarak kullanılması ve bu harcamaların kurum kazancının tespitinde gider veya maliyet olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Dosyanın incelenmesinden, yeminli mali müşavir olan davacının, 2011 yılı kurumlar vergisi tam tasdik raporunu düzenlediği U. İhracat İthalat İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2011 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen vergi inceleme raporuyla, mükellef kurumun arsa sahipleri ile arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapımını üstlendiği projenin yapı denetimi faaliyetine yönelik olarak yapı denetimi şirketi tarafından arsa sahipleri adına düzenlenen faturalarda yer alan yapı denetimi hizmet bedellerini mamul maliyetine ekleyerek dönem sonu kurum kazancından indirim konusu yaptığı, mükellef kurumun nakit işlemleri dikkate alındığında kasanın nakit ihtiyacının çok üzerinde üç milyon dokuz yüz bin TL’yi nakit olarak kasasında atıl vaziyette tutuyormuş gibi gösterdiği ve gayrimenkul satışlarından kaynaklanan nakit tahsilatların bir bölümünü kanuni defterlerine usulüne uygun yansıtmadığı, kasada yüksek miktarda nakit tutulduğunu gösterir kanuni defter tutulmasının normal ve mutat olmayan bir durumun varlığını gösterdiği, iktisadi ve ticari icaplara uymadığı, ayrıca mükellef kurumun 2011 hesap dönemi içerisinde gerçekleştirdiği yetmiş bir adet gayrimenkul için düşük bedelli fatura düzenlediği tespit edilerek saptanan matrah farkı üzerine tarh olunan ve tarhiyat öncesi uzlaşma varılarak tahakkuk eden ancak ödenmeyen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile gecikme faizinin, yapı denetimi hizmet bedeli faturaları ile adat faizinden kaynaklı matrah farkına ilişkin kısmı dolayısıyla, yeminli mali müşavir davacının mükellef kurum ile beraber sorumlu tutulduğu, 3568 Sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ve tebliğ edilen 10.3.2014 tarih ve 1 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacının kurumlar vergisi tam tasdik raporunu düzenlediği mükellef kurum tarafından, arsa sahipleri ile arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapımını üstlendiği projenin yapı denetimi faaliyetine yönelik olarak yapı denetimi şirketi tarafından arsa sahipleri adına düzenlenen faturalarda yer alan yapı denetimi hizmet bedellerini kurum kazancının tespitinde gider veya maliyet olarak dikkate alınmaması, diğer taraftan mükellef kurumun nakit işlemleri dikkate alındığında kasanın nakit ihtiyacının çok üzerinde parayı nakit olarak kasasında atıl vaziyette tutmasının normal ve mutat olmayan bir durumun varlığını gösterdiğinden adat faizi hesaplanması ve kaydedilmesi gerektiği halde sorumluluğu gereği bu durumları bilmesi gereken ve tam tasdik işlemlerini yaptığı mükellefle ilgili olarak mesleki özen ve sorumluluğu göstermediği açık olan davacının, yeminli mali müşavirlik hizmeti sunduğu şirket tarafından belirtilen nedenlerden ziyaa uğratılan vergi ve kesilen cezalar nedeniyle müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri ile takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından yazılı gerekçeyle ödeme emrinin iptali yolunda verilen kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile, Gaziantep 1. Vergi Mahkemesi’nin 30.10.2014 gün ve E:2014/462, K:2014/1391 Sayılı kararının BOZULMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesinin ( j ) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay nezdinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14.12.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen vergi mahkemesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.